Uçmak Ya Da Uçmamak

UZAY UÇUŞU İNSAN VÜCUDUNDAKİ AMİNOASİTLERİ NASIL DEĞİŞTİRİR?

EdWhite_1965_nasa

3 Haziran tarihinde Gemini 4 görevi sırasında astronot
Ed White uzay yürüşü yapan ilk Amerikalı ünvanını aldı.
Fotoğraf: NASA

İnsanoğlu uzaya ilk seyahatini 1961 yılında gerçekleştirdi ama bu uçuştan bu yana yarım yüzyıl geçmesine rağmen uzay uçuşunun insan vücudunu nasıl etkilediği hakkında sorular bulunmaktadır. Yeni bir çalışmada bilim insanları, kütle çekimsizliğinin insan vücudunu neden etkilediğini daha iyi anlatmak için araştırmalarını küçük ölçeğe indirgeyerek moleküler düzeyde gerçekleştirdi.

Yapılan çalışmaya göre uzay uçuşu deneyimini tecrübe eden bir avuç dolusu bireylerde vücut metabolizmasının, sıcaklık kontrolünün, kas gücünün ve bağışıklık sisteminin değişimi de dâhil olmak üzere belirli sayıda etkiler belgelendi. Ama bu değişikliklere sebep olan mekanizmalar hala tam olarak anlaşılmadı.

Ancak cevap aminoasitlerin birinde bulunuyor olabilir: Proteinlerde

15 Ağustosta internette yayınlanan Bilimsel Dergi’nin ( journal Scientific Reports) raporunda, Kanadalı ve Rus araştırmacıların yaptığı yeni bir çalışmada, uzay uçuşunun vücuttaki belirli proteinlerin konsantrasyonunu azalttığını ve bu proteinlerden bazılarının uzay uçuşunun dönüşünde ortaya çıkışının uzay uçuşu öncesindeki ortaya çıkışından daha yavaş gerçekleştiği tespit edildi.

Protein konsantrasyonundaki farklılıklara bakmak, uzay uçuşu süresinde vücutta gerçekleşen büyük değişiklikleri anlamaktaki yollardan birisidir. Örneğin, araştırmacılar uzay uçuşundan etkilenen yaklaşık olarak bütün proteinlerin yağ metabolizması, kan pıhtılaşması ve bağışıklık da dâhil olmak üzere vücutta gerçekleşen birkaç süreç ile bağlantılı olduğunu buldular.

Rusya’daki Bilim ve Teknoloji Enstitüsü Skolkovo’da Kimyasal Fizik Profesörü ve kıdemli yazar Evgeny Nikolaev bir cümlesinde bilim insanlarının bulduğu şu örneği ifade ediyor: “Kütle çekimsiz ortamda, insan vücudu ne yapacağını bilemediği ve bütün savunma sistemlerini açtığı için, bağışıklık sistemi vücut enfeksiyon kaptığı zamandaki şeklinde olduğu gibi çalışıyor.”

Uzay uçuşunun insan vücudundaki etkisini araştırmak için bilim insanları, Uluslararası Uzay İstasyonuna giden 18 kozmonottan görev öncesi ve sonrası olmak üzere 3 çeşit kan plazma örneği aldı. İlk örnek görevden 30 gün öncesinde alındı, ikinci örnek kozmonot uzay uçuşundan dünyaya döner dönmez alındı ve son örnek de uzay uçuşundan döndükten 7 gün sonra alındı. Gelecek araştırmalarda Nikolaev, protein konsantrasyonunun nasıl değiştiğini daha kesin belirleyebilmek için kozmonotlardan kan örneğinin yörüngede iken alınabileceğini ifade ediyor.

Bilim insanları kozmonotların kan plazmalarındaki 125 farklı protein konsantrasyonunu analiz edebilmek için bir kütle spektrometresi kullandı. (Kütle spektroskopisi bir örnekteki farklı kütleleri belirlemek için kullanılan bir yöntemdir.)

Çalışmaya göre kozmonotlar Dünya’ya döndükten hemen sonra ve 7 gün sonra alınan örneklerde, uzay uçuşu öncesinde analiz edilen 125 farklı proteinden yalnızca 19 farklı konsantrasyon bulundu. Birkaç protein konsantrasyonunun uzay uçuşundan hemen sonra alınan örnekte düştüğü ama 7 gün sonra uzay uçuşu öncesindeki değerine yükseldiği görüldü. Araştırmacılar, bu konsantrasyon örneklerindeki değişimin uzay uçuşunun, inişin duygusal stresinin de dahil olduğu son evresinde gerçekleşmekte olabileceğini belirtiyor.

Diğer bir grup proteinin, uzay uçuşu sonrası hemen alınan örnekte uzay uçuşu öncesi alınan ile aynı miktarda konsantrasyonun olduğu ama uçuştan sonraki günlerde bu konsantrasyonda artış veya azalma olduğu gözlemlendi. Çalışmaya göre bu değişiklikler uzay uçuşundan sonra vücudun yer çekimine nasıl yeniden alıştığını gösteriyor.

Proteinlerden yağ ve demirin kandaki ulaşımını sağlamak ile ilişkisi olan ikisi, kozmonotlar dünyaya döndükten hemen sonra yapılan kontrolde de ve 7 gün sonrasında yapılan kontrolde de kandaki seviyesi düşüyor. Araştırmacılar, bu kalıcı değişikliklerin vücudun uzay uçuşuna adapte olduğunu gösterdiğini ifade ediyor.

Araştırmacılar bu çalışmada, “İnsanlar için kütle çekimsizliği, tamamıyla yeni bir evrimsel dönem ve türümüzün evrim sürecinde yüzleşmediği çevresel faktördür.” diye belirtiyor. Bu yüzden, insanların kütle çekimsiz ortama nasıl adapte olacağının tahmin edilemez olduğunu söylüyorlar.
Kadrolu yazar, Sara G. Miller tarafından kaleme alınmıştır.
Asıl olarak Live Science‘da yayınlanmıştır.

Çeviri: Abdullah Tufan

Previous Post

Leave a Reply

© 2022 Uçmak Ya Da Uçmamak

Theme by Anders Norén